Yeşil Bir Yaklaşım

24.12.2019 16:14

Toprağa ayağınızın basmadığı ne kadar oldu? Bir çiçeği en son ne zaman kokladınız? Ne zaman bir hayvanı sevip ona şefkatinizi gösterdiniz? 



 En son ne zaman toprağa sırt üstü  uzanıp bulutları izlediniz? Ne zaman bir akarsuyun kenarına oturup suyu izlediniz?  Ormanda kuş seslerine kulak verip ciğerlerinizi oksijenle doldurduğunuz en son tarih neydi? Yorulana kadar ne zaman doğada yürüyüş yaptınız? … İç  geçirdiniz değil mi? Evet kendimden söyleyeyim, belki de ortalama olarak aylar oldu. Yoğun çalışıyoruz, yoruluyoruz ama dinlenemiyoruz…. Kendimiz için, ailemiz için birlikte yukarıda saydıklarımdan en az birini her gün birer kez yapmadan hayattan nasıl tat alacağız? Vücudumuzda biriken elektriği toprağa veremeden hep doğadan uzaklaşarak nasıl sağlıklı bir yaşamımız olabilir ki?

Kaçmak lazım şehirden, gürültüden, betondan asfalttan…Beş dakikalığına bile olsa durup kendimizle baş başa kalacağımız, denizin dalga sesini dinleyeceğimiz, sırtımızı en azından koltuğa yaslayarak ufka bakacağımız… Çok zor ve imkansız olmasa gerek… Lakin hayatın girdabından kendimizi ve ailemizi alamıyoruz… Devamlı beynimizin uyarılması, uyarıldıkça beynimizin daha fazla yüklenmesi…Nereye kadar?  Ne yapmalıyız o zaman? Şehirlerde doğa ile iç içe olacağımız çözümler üretilmeli. Bir öğlen arasında bile doğaya kolayca ulaşılabilir olduktan sonra büyük problemler ortadan kalkacaktır. Okuldaki çocuklarımız teneffüs arasında bir çiçeği koklayabilmeli, çimene ayağını basabilmeli… Hastanede çalışan personel bir ağaç gölgesinde öğle arasında dinlenebilmeli. Yada hangi kurumda yada statüde  olursa olsun beş dakika bile olsun ara dinlenmesinde yeşili görebilmeli, dokunabilmeli…. Çok şey istemiyoruz herhalde. Adeta kutu içine konulan çalışandan  performans alma imkanı ne düzeyde olabilir ki? Herkes bir çevresine baksın bakalım acaba çevremizi nasıl güzelleştirip doğayı yakınımıza alabiliriz? Saksı saksı çiçeklerin, ağaçların oluşması öyle zor bir şey değil…Yerel yönetimler başlangıcını yaparlarsa buna da herkes destek olursa göreceksiniz ki yıllar boyu dört duvar arasında olan resmi dairelerimiz, işyerlerimiz çiçek açar.Kullanılabilecek, değerlendirilebilecek o kadar alan var ki. Bu gözle bakılınca göreceksiniz inanınız. Teras katlarımızın betonu üzerinde neler yetiştirebiliriz bir düşünelim. Ya da kör alanlara konulacak büyük saksılar içindeki çiçekler, bodur ağaçlar, meyve ağaçları ile çevrelenmiş parklar, sokaklar… Çok zor olmasa gerek. Şehir planlarında kişi başına olması gereken yeşil alanlara kimse göz dikmesin lütfen. Ona göre şehirlerimiz dizayn edilsin, yapılansın. Çocuklarımızdan esirgemeyelim yeşili, doğayı, hayvanları…Mutlu ve yaşama bağlı bir nesil istiyorsak en basit dokunuşlar ile göreceksiniz ki çevremizde büyük değişikliklere imza atarız.

Çiçek Kenti Yalova’da bunu gerçekleştirmek zor olmasa gerek…

Sosyal medyadan da yaptığınız örnek çalışmaları paylaşırsanız pek çok insana ufuk açmış olursunuz. Akıl akıldan üstündür  ne de olsa . Benden ilk adım, devamı da sizden… Haydi bakalım… Siz değerli okurlarıma güveniyorum . Kalın sağlıcakla.

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle