Lâiklik Nedir, Ne Değildir

16.09.2021 16:56

GÜNAYDIN/ TÜNAYDIN…



Laiklik, XVI. yüzyılda İngiltere’de papaz olmayanların kiliseleri yönetebilmelerini isteyen bir fikir akımı olarak doğdu.

Dolayısıyla Lâiklik, önceleri halktan olan ya da din işleriyle uğraşan toplumun dışında olan kimseler için kullanılıyordu.

Bu tanımlama zamanla değişti.

Günümüzdeki geniş- genel ve alışılmış tanımla Lâiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.

Laik devletlerde din olgusu devletin “esas teşkilâtına” müdahale etmez; dinsel ilke ve kurumların devlet yönetiminde etkisi yoktur.

Laik devletlerde din, devletin olağan görev ve yetkileri içinde bir sosyal olgu olarak ele alınır ve tüm öbür sosyal olgular gibi düzenlemeler görür.

Düzenlemelerde temel ölçüt, çağdaş değerlerdir.

Teokratik devlet anlayışının kökenindeki tanrısal iradenin yerini laik devlette akıl ve bilime dayalı yönetim almıştır.

Laiklik akılcılıktır.

İnsanın, doğanın ve toplumun kural ve yasalarını kendi aklı ile algılaması, kavraması ve yine kendi gücü ve aklı ile doğa ve topluma egemen olması akılcılıktır.

Kısacası Laiklik: eski çağlardan bu yana din adamı olmayan, ruhanî bir sıfatı ve dinsel bir işlevi bulunmayan kişi ve kurumları, kısacası dinin dışında kalan alanı belirtmek için kullanılır.

Grekçe Laos: kitle, halk, topluluk anlamına gelir.

Laos’tan türeyen Laikos ise, din adamı sıfat ve yetkisi taşımayan kimseler için kullanılmaktadır.

Burada temel tanımda “Halk” vardır. Laikos sözcüğü, hiçbir şekilde “devlet bürokrasisi” anlamına gelmez.

Lâtince’de Laicus biçiminde geçen bu sözcük, Batı dillerinde bu kökten türemiştir.

Laik kimse, halktan olan ve ruhban sınıfına yani Cleros’a mensup olmayan kimse demektir.

Fransızların Le Robert sözlüğünde Laisizm’in eski anlamı: “Kilisenin yönetiminde laiklere de yer vermeyi öngören öğreti”dir.

Yeni anlamı ise, “Kurumlara, kuruluşlara dinsel olmayan bir nitelik vermeyi öngören öğreti” dir.

Laik Devlet, dinsel inançlar arasında eşit mesafede ve tarafsız olabilir; ama dünyayı da yönetmek isteyen semavî (uhrevî) egemenlik karşısında kendi dünyevî egemenliğini savunmak zorunda olduğu için, dinler karşısında tarafsız değildir.

Din ve vicdan özgürlüklerini korumak yükümlülüğü demokratik devletin görevidir. Laiklik onların sınırlarını belirler.

Din ile devlet arasında toplumsal uyuşum olmadan ve dinî yapı  ( kilise, sinagog, cami) dünyevî ve siyasal iddialarından vazgeçmeden, devlet dinlere ve vicdan özgürlüklerine karşı hiçbir yükümlülük altına girmez.

Laiklik, sadece devletin dinin (kilisenin, sinagogun, caminin) egemenliğinden kurtulması sürecini içermez; ekonomik, toplumsal ve kültürel örgütlerin, bilim ve felsefenin, sanat ve edebiyatın, halkın gündelik yaşamında da dinin denetiminden kurtulması anlamına gelir.

Gerçek laiklik dine karşı değildir; dinin devlet ve toplumsal egemenliğine karşıdır.

Laiklik, Sekülarizm de değildir.

Sekülarizm, “Çağdaşlaşma” demektir ve ekonomik olarak gelişmiş ülkelerde uygulanır; inanç özgürlüğünün uygulamaya geçirilebildiği en ileri aşamasıdır.

Sekülarizmin uygulandığı ülkelerde dinden devlet yönetimine siyasal bir talep gitmez; Din dünya hayatına karışmaz ve dünya hayatını düzenlemez.

Türkiye Devleti Laiktir ve kendini dinî tehditlere ve tehlikeye karşı korumak zorundadır.

Oysa batılı ülkeler dinlerini Tanrı ile kul arasında bırakmış ve siyasi ortama sokmamıştır. Bu yüzden oradaki siyasi partilerin adlarında “Hıristiyan” ya da benzeri kelimelerin geçmesi bir sakınca doğurmuyor. Çünkü orada hiç kimse hazreti İsa gibi giyinip, onun gibi yaşamaya kalkmıyor. Hiçbir siyasi parti böyle bir dini propagandaya girmeye gerek görmüyor. Böyle olunca da bu toplumlarda insanlar dinlerini istedikleri gibi yaşayabiliyorlar.

Toplumda ve devletin yapısında laik bir düzene erişilmesi, uzun bir zaman dilimindeki bir kültür evriminin sonucudur.

***

“Hem Laik, hem Müslüman olunmaz”, “Kişi Laik olmaz, devlet Laik olur” sözleri yanlıştır.

Kavramın kökeninde (Laikos=halk) insan vardır.

Kişi/ insan içermeyen bir dünyevileşme mümkün değildir.

***

T.C. Anayasası’ nın 2’nci Maddesine göre; Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.

3’üncü maddeye göre ise Cumhuriyetin nitelikleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.

ATATÜRK diyor ki:

“Lâiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü demektir.”

“Din ve mezhep hiçbir zaman politika aleti olarak kullanılamaz.”

NE MUTLU TÜRK’ ÜM DİYENE!

Yorumlar (1) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle

A.Akvardar Nazlıer

16 Eylül 2021 20:06
Bu kadar güzel anlatılabilir. Teşekkürler Sn.Akyol