Atatürk Ve Tarım

09.10.2021 15:20

GÜNAYDIN/TÜNAYDIN Değerli Okurlar;



Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kuraklık büyük bir sorun.

Zaten yetersiz olan tarım arazilerinin de giderek elden çıkması, ülkemizdeki tarım sorununun giderek büyümesine neden oluyor.

Bu vesileyle, geleceği önceden gören Atatürk’ ün, tarıma verdiği önemi hatırlamak gerekir.

Atatürk’ ün tarıma verdiği önem son derece büyüktür.

Ülkenin içinde bulunduğu yoksulluk ve felâketin tek nedeni, tarımın ihmal edilmesi ve kendi ifadesiyle, “Türkiye’ nin asıl sahibi ve efendisi, gerçek üreticisi olan köylüdür” gerçeğinin bilinmemesidir.

Azgelişmiş bir ekonomide tarım kesiminin ağırlıklı önemini belirten Atatürk, ayrıca tarım faaliyetlerini küçümseyen, tarımda çalışanları hor gören yerleşmiş ve yaygın anlayışa bütün gücüyle karşı çıkmıştır.

Atatürk’ ün bu alandaki düşünce ve uyarıları dört ana grupta toplanabilir:

Topraksız çiftçi bırakmamak;

İş araçlarını artırmak, iyileştirmek ve korumak;

Tarım bölgelerine göre özel önlemler almak;

Çok iyi ve ucuz ürün elde etmek!

Atatürk’ün, TBMM’ de 1 Kasım 1937’ de yaptığı konuşmanın tarım ile ilgili bölümü şöyledir:

“Milli ekonominin temeli ziraattır. Bunun içindir ki, ziraatta kalkınmaya büyük önem vermekteyiz. Köylere kadar yayılacak programlı ve pratik çalışmalar, bu maksada erişmeyi kolaylaştıracaktır.

Fakat bu hayati işi, isabetle amacına ulaştırabilmek için, ilk önce ciddi etütlere dayalı bir ziraat siyaseti tespit etmek ve onun için de, her köylünün ve bütün vatandaşların, kolayca kavrayabileceği ve severek tatbik edebileceği bir ziraat rejimi kurmak lâzımdır. Bu siyaset ve rejimde, önemli yer alabilecek noktalar başlıca şunlar olabilir:

Bir defa, memlekette topraksız çiftçi bırakılmamalıdır. Bundan daha önemli olanı ise, bir çiftçi ailesini geçindirebilen toprağın, hiçbir sebep ve suretle, bölünmez bir mahiyet alması... Büyük çiftçi ve çiftlik sahiplerinin işletebilecekleri arazi genişliği, arazinin bulunduğu memleket bölgelerinin nüfus kesafetine ve toprak verim derecesine göre sınırlamak lâzımdır.

Küçük, büyük bütün çiftçilerin iş vasıtalarını artırmak, yenileştirmek ve koruma tedbirleri, vakit geçirilmeden alınmalıdır. Her halde, en küçük bir çiftçi ailesi, bir çift hayvan sahibi kılınmalıdır; bunda ideal olan öküz değil, beygir olmalıdır. Öküz ancak bazı şartların henüz temini güç bölgelerde hoş görülebilir. Köylüler için, umumiyetle pulluğu pratik faydalı bulurum. Traktörler büyük çiftçilere tavsiye olunabilir. Köyde ve yakın köylerde müşterek harman makineleri kullandırtmak, köylülerin ayrılamayacağı bir âdet haline getirilmelidir.

Memleketi; iklim, su ve toprak verimi bakımından, ziraat bölgelerine ayırmak icap eder. Bu bölgelerin her birinde, köylülerin gözleriyle görebilecekleri, çalışmaları için örnek tutacakları verimli, modern, pratik ziraat merkezleri kurulmak gerekir.

Bugün, devlet idaresinde bulunan çiftliklerin ve bunların içindeki türlü ziraat-sanayi kurumlarının bir kısmı, ziraat hayat ve faaliyetlerinin bütün sahalarında her türlü teknik ve modern tecrübelerini tamamlamış olarak bulundukları bölgelerde en faydalı ziraat usul ve sanatlarını yaymaya hazır bulunmaktadırlar. Bu, bakanlık için, büyük kolaylıklar temin edecektir.

Ancak gerek mevcut olan ve gerek bütün memleket ziraat bölgeleri için yeniden kurulacak ziraat merkezlerinin, sekteye uğramadan tam verimli faaliyetlerini; şimdiye kadar olduğu gibi, devlet bütçesine ağırlık vermeksizin kendi gelirleriyle kendi varlıklarının idare ve gelişmesi temin edebilmek için, bütün bu kurumlar birleştirilerek geniş bir işletme kurumu teşkil olunmalıdır.

Bir de başta buğday olmak üzere, bütün gıda ihtiyaçlarımızla endüstrimizin dayandığı türlü iptidai maddeleri temin ve dış ticaretimizin esasını teşkil eden çeşitli mahsullerimizin ayrı ayı her birinde, miktarını arttırmak, kalitesini yükseltmek, elde etme masraflarını azaltmak, hastalık ve düşmanlarıyla uğraşmak için gereken teknik ve kanuni her tedbir, vakit geçirilmeden alınmalıdır.”

***

Atatürk’ ün tarıma verdiği özel önem nedeniyle, tarım sektörü açısından en önemli değişiklik 17 Şubat 1925 tarih ve 552 sayılı kanunla “aşar vergisi” nin kaldırılması oldu. Verginin kalkması devlet gelirinin oranında azalmasına neden olacağı için pazara sunulan ürünlerden yerel ya da piyasa fiyatı üzerinden %8-10 oranları arasında değişen vergi alınması öngörüldü.

1925’te çıkarılan başka bir kanunla Hükümet, köylüyü topraklandırmak amacı ile bedelini yirmi yılda ödemek üzere toprak dağıttı. Ziraat Bankası, küçük çiftçilere kredi kolaylıkları tanımakla ve faiz haddini düşürmekle yararlı hizmetler yaptı. Kooperatifçiliğe önem verildi. Tarım Kredi Kooperatifleri, Ziraat Okulları ve Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı.

1926 yılında medeni kanun kabul edildi ve toprak üzerindeki özel mülkiyet yasalarla çerçevelendirildi.

Köylüye 1923-1938 yılları arasında 3,7 milyon dekar arazi dağıtıldı.

Nüfusun ihtiyaç duyduğu gıda maddeleri geri teknolojinin kullanılması, karayollarının yetersizliği ve büyük şehirlere ulaşımın maliyetli olması nedeni ile yeterince karşılanamadı ve zaman zaman bazı gıda maddeleri ithal edildi. 1923’de tarım ürünleri ithalatı %27 iken alınan bir dizi önlemlerle 1928’de %18’e düşürüldü.

 1932 yılından itibaren tahıl fiyatları desteklenmeye başlandı ve ilgili bir kurum olarak da 1938 yılında Toprak Mahsulleri Ofisi kuruldu.

1923 yılına göre 1933 yılında; hububat ekim alanlarında %9, bakliyat ekim alanlarında %17, şekerpancarı ekim alanında %205, patates ekim alanında %39 artış oldu; bu ürün ve ürün gruplarındaki üretim artışı ise hububatta %63, bakliyatta %72, patateste %47 ve şekerpancarında %2700 oldu.

İhracatta tarımın payı %86 olarak gerçekleşti.

Atatürk 1936 yılında tarımsal kooperatifçilik konusunda da yoğun faaliyetlerde bulundu. Örneğin, İçel’in Tekir köyünde sahibi olduğu Tekir çiftliği civarındaki çiftçileri tarım kredi kooperatifi kurmaları için cesaretlendirerek örgütledi.

Bütün bunları ayrıntılı olarak neden yazdığıma gelince…

Kanaatimce, günümüzde sebze ve meyvedeki aşırı fiyat artışının nedenlerini marketlerde ya da satış yerlerinde aramamak gerekiyor.

Sorunun temeline inip, üreticinin sorunlarını iyi kavramak ve ona göre önlem almak esas olmalı… Elbette herhangi bir ürünün, üretildiği yerden satış noktasına kadar geçirdiği safhayı da çok iyi analiz etmek şarttır.

Ülkemizin tarım ve hayvancılık politikasında çağdaşlaşma var mı, sorunlar ele alınıyor mu, önlemler neler gibi konuların aydınlığa kavuşması gerekmez mi?

Söylemlerle yaşananlar farklı mı, değil mi?

Sonuçta Türkiye Cumhuriyeti’ nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk tarım konusunda ne düşündü, günümüzde yaşananlar ne?

Değerli okurlar, yaptığım sadece vatandaş duyarlılığı ile düşüncelerimi paylaşmaktır! Gününüz aydınlık ve esenlik dolu olsun!

Atatürk diyor ki:

“Milli Ekonominin temeli ziraattır.”

NE MUTLU TÜRK’ ÜM DİYENE!

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle